YouTube’a erişimin sonu yaklaşırken
Yürürlükteki İnternet Yasası, TBMM’deki Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun’la ilgili tartışma sürerken, erişimin sembolü haline gelen YouTube’la ilgili sorun da kritik bir noktaya geliyor. NTVMSNBC, YouTube’u ‘yaratan’ savcı ve hakimle konuştu.
Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi YouTube’u Türkiye’den izleyen okurlar, “Bu siteye erişim engellenmiştir” yazısını ilk gördüklerinde, bu kararın altında Savcı Kürşat Kayral ve Hakim Yusuf Ziya Arıcan’ın imzası vardı. Savcı Kayral, aslında Türkiye’de bir internet sitesinin kapatılmasını talep eden ilk savcı; gerekçe “TSK’ya hakaret!” Ama 2003’teki bu talebi, YouTube’la ilgili ilk talebi kadar ses getirmedi. Kayral talep edince, Arıcan da “YouTube’a erişimin engellenmesi” kararı verince, “ünlü” oldular. Bu karar bundan sonraki “kapatmalar” için de emsal oldu. Bugün Google’da isimleri aranırsa, haklarında “YouTube’u kapatan hakim ve savcı” olarak binlerce sayfa çıkıyor. Oysa onlar ne bu ünden, ne de YouTube’un kapatılmasından memnunlar. Savcı sadık bir YouTube kullanıcısı; “Ben kendi kendimi kapattım” diyecek kadar yokluğunu hissediyor. Hakim Arıcan da en büyük tepkiyi kızından görüyor: “Baba ne yaptın!” Ama çaresiz olduklarını söylüyorlar: “Yasa böyle, uygulamak zorundayız!” Bu nedenle, yasanın yarattığı çaresizliğe çözüm bulmak için Ankara Barosu ve turk.internet.com sitesinin “site kapatmalara çare” bulmak amacıyla Abant’ta düzenlediği toplantıya, onlar da katıldılar.
Bir internet sitesine “erişimi engelleme”nin ya da kısaca “kapatma”nın gerekçesi, ‘zararlı içerik’. “Alelacele çıktı” diye eleştirilen 5651 sayılı kanun, internet ortamında Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanımı teşviki, müstehcenlik, fuhuş, kumar gibi suçları “katalog suç” olarak tanımlıyor ve bu suçlara ilişkin yazılı ve görsel yayın bulunan sitelere “erişimin engellenmesi” cezası veriyor. Ancak, söz konusu sitenin Türkiye’de veya başka bir ülkede hazırlanması fark etmiyor. Yasa, sanki Türk hukukunun, tüm dünyadaki internet sitelerine müdahalesi mümkünmüş gibi hazırlanmış. Bu nedenle, örneğin YouTube’a, Atatürk’e hakaret içeren videoları yayından kaldırması söylendiğinde, YouTube’un bu videolara Türkiye’ye ait bir IP numarasından erişimi engellemesi yetmiyor. Yasa, bu videoların tamamen kaldırılmasını, başka hiçbir ülkeden erişilememesini istiyor. Ancak bu da yetmiyor. Çünkü yasa, erişimi engellerken bu suçla mücadeleyi sürdürmek, cezasını vermek istiyor. Mücadeleyi sürdürecek adli makamlar da, karşılarında ceza verecek bir muhatap istiyor. Oysa YouTube’un Türkiye’de temsilciliği yok, açmayı da düşünmüyor. Gerekçesi, bugün Türkiye’de, yarın Çin’de, öbür gün Pakistan’da temsilcilik açarak, her ülkenin hukukuna uymak zorunda kalarak yayıncılık yapamayacakları... Türk devleti de, 24 Temmuz’a kadar süre tanıdı. Bu süre dolmadan, Türkiye’de temsilcilik açıp, faaliyet belgesi alıp, gerekirse Türkiye’de ulaşılabilecek adres ve muhatap gösterecek. Peki göstermezse ne olacak? Yasa değişmediği sürece, YouTube’a Türkiye’den erişim sonsuza kadar engellenecek.
Haberin ve röportajın tamamını okumak için buraya tıklayın.
Kaynak: NTVMSNBC
Tarih:2008-07-18 Hit: 52
|